Mapolar “Kıbrıs’taki mülkiyet düzenlemeleri iki bölgelilik, iki toplumluluk ilkelerine zarar vermemeli”

Voice Kıbrıs Haber
Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) eski Başkan Yardımcısı Romans Mapolar, Kıbrıs sorunun çözümünün iki toplumluluk , iki bölgelilik ve etkilenmiş taşınmaz malların sınırlı iadesi ile mümkün olacağını belirtti. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Mapolar, “Kıbrıs’ta yapılacak mülkiyet düzenlemelerinin iki bölgelilik ve iki toplumluluk ilkelerine zarar vermemesi gerekmektedir” yönündeki düşüncelerini paylaştı. “SORUNUN BİREYSEL DÜZEYE İNDİRGENMESİ, MÜLKİYET SÜRECİNİN DOĞASINA AYKIRI” Kıbrıs’ta toprak ve mülkiyet sorununun Türk ve Rum toplumlarının en önemli sorunlarından biri olduğunu aktaran Mapolar, “Sorun üzerinde yıllardır değişik boyutlarda tartışmalar sürdürülüyor. Kıbrıs sorunu, etnik çatışmaların durması için zorunlu olarak nüfus değişimi yapıldığı gerçeğini yansıtmaktadır. Tartışılmakta olan Yeni Mülkiyet Rejimi, etnik çatışma olgusunun bir sonucudur” ifadelerine yer verdi. Mapolar, son dönemlerde mülkiyet sorunun bireysel düzeye indirgenmesinin, tutuklamalar ve yargılamaların yapılmasının Yeni Mülkiyet Rejimi sürecinin doğasına aykırı olduğunun altını çizdi. “ KIBRIS RUM MAHKEMELERİNİN VERDİĞİ HÜKÜMLERİN PRATİKTE UYGULAMA OLANAĞI YOK” Mapolar, 43 milyon Euro değerindeki terkedilmiş eski Rum arazileri üzerinde yatırım yapmak ve kara para aklamaktan sanık bir iş insanın, toplam 244 suç iddiasıyla Güney Kıbrıs Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir süreden beri tutuklu olarak yargılandığını hatırlattı. Terkedilmiş eski Rum mallarının satışından sorumlu tutulan birkaç emlakçının da aynı şekilde Güney Kıbrıs Rum Mahkemelerinde davaları devam ettiğini kaydeden Mapolar, “Mülkiyetle ilgili hukuksal ihtilaflarda, mülkün bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu Pozitif Hukuk’ta kabul gören genel bir kuraldır. Toprak kontrolü, egemenliğin temel zorunluluğu olmamakla berlikte, egemenlikten kaynaklanan yargı yetkisi gibi bazı belli başlı hakların kullanılmasında temel bir zorunluluktur” ifadelerine yer verdi. Mapolar, Kıbrıs Rum Mahkemelerinin verdikleri hükümlerin, gerek KKTC mevzuatına göre, gerekse Uluslararası Teamül Hukuku’na göre, KKTC sınırları içinde pratikte uygulama olanağı bulunmadığına işaret etti. “Egemen bir devletin kendi toprakları üzerindeki tüm konularda düzenleyici ve etkin yargı yetkisine sahip olması kuralı, bu devletin toprakları başka bir gücün etkin kontrolü altında bulunması halinde uygulanamaz” diyen Mapolar, Güney Kıbrıs’ın Kıbrıs’ın kuzeyinde yargı yetkisini kullanamadığını vurguladı. “GÜNEY KIBRIS MAHKEMELERİNİN HÜKÜMLERİ, AİHM’İN NİHAİ DENETİM YETKİSİNE TABİİ OLACAKTIR” Mapolar şöyle devam etti: “Savaş veya etnik çatışma nedeniyle yerlerinden edilen şahısların kabul edilmiş bir plan çerçevesinde veya savaşın sonuçlanmasıyla, terk etmek zorunda kaldıkları evlerine geri dönmeleri, Yugoslavya örneği (1995 Dayton peace Agrement) ve Kosova örneği (UN Interim Administration Mission in Kosova 1999) hariç, istisnai bir durumdur. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da yapılan sınır düzenlemeleri Doğu Avrupa’da , özellikle Doğu Almanya’da yaşayan 15 milyon Alman’ın yerinden edilmesine yol açmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında İtilaf güçlerinin yayınladığı Potsdam Deklerasyonu; Polonya, Çekeslovakya, Macaristan ve Avusturya’da kalan Alman Halkının sistemli ve insani bir düzenlemeyle transferini sağlamıştır. Doğu Avrupa’dan yapılan transferler, mülkiyet hakkının kaybedilmesi sonucunu yaratmıştır. Potsdam Deklerasyonu; yerinden edilen şahısların tazmini konusunu yanıtsız bırakmıştır. 1990 yılında Almanya ile Polanya ve 1992 yılında Çekoslavakya ile Almanya arasında yapılan “Treaty on Good Neighbourly Relation and Friendly Corporation” Antlaşması, tazminat talebini yanıtsız bırakmayı sürdürmüştür. İade taleplerinin reddedilmesinin doğruluğu AİHM tarafından da onaylanmıştır. Yine bu düzenlemelerin Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla açılan bir dava, Federal Almanya Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’ya uygun bulunmuştu. AİHM de aynı şekilde mülkiyetin korunmasını düzenleyen Avrupa İnsan Haklar Sözleşmesi’nin (AİHS) 1 No’lu Ek Protokolü’nün 1’inci maddesine bir aykırılık olmadığı kanısına varmıştı. Unutulmaması gerekir ki; en son tahlilde, Güney Kıbrıs Mahkemeleri’nin hükümleri AİHM’in nihai denetim yetkisine tabii olacaktır.”
Benzer haberler
Featured
Türkiye'de üç ili sağanak ve dolu vurdu: Hasarın bilançosu ağır!
Washington'daki sahne sanatları merkezinin isminden "Trump" ifadesi çıkarıldı
Kuzey Kore "Nükleer silahlardan arınma, geri döndürülemez şekilde sonuçlanmış bir mesele"
Trump "İran ile anlaşma bugün imzalanacak"
“Modern Nicosia” Sergisi açıldı
Hristodulidis “Kıbrıs sorununun çözümü tamamen adil olmayacak”
Üstel ile Asadov görüşmesinde ilişkilerin geliştirilmesinde ulaşımın oynadığı stratejik rol ele alındı
En fazla yağış Kantara'da
Güney Kıbrıs ile Fransa’dan SAFE programı aracılığıyla ortak üretim


