Kendi haklarımızı nasıl savunuyorsak Kıbrıs Türklerinin adadaki ve bölgedeki çıkarlarını da korumaya devam edeceğiz. Dün Kıbrıs Türklerinin kanını akıtarak adayı ele geçirmeye çalışanlar, bugün de siyasi ve ekonomik saldırılarla aynı amacın peşindedir. Kıbrıs'taki sorunun ortaya çıkışı da bugüne kadar gelişi de tamamen Kıbrıslı Rumların uzlaşmaz tavırlarından kaynaklanmaktadır. Geçmişte Kofi Annan döneminde atılan adımlar ve bu adımlar karşısında yine ne yazık ki Kıbrıslı Rumların tutumu sebebiyle referanduma gidilmesi ve bu referandum neticesinde Kıbrıs Türklerinin sözünde durması ama Kıbrıslı Rumların sözünde durmamasına karşın Kıbrıslı Rumlar AB'ye alınmıştır. Türkiye'nin üç garantörün ülkeden biri olması hasebiyle söz hakkı vardır ama hiç söz hakkı olmayanların burada tasarrufta bulunması bizi pek de ilgilendirmez. Arama çalışmalarına aynı kararlılıkla devam ediyoruz ve edeceğiz. Doğu Akdeniz'deki arama faaliyetleri sebebiyle sözde tedbirler açıklayan AB bize değil kendisine zarar veriyor. Doğu Akdeniz'deki tutumu nedeniyle AB zulmü savunan bir duruma düşmüştür. Doğu Akdeniz'de kendi yol haritamıza göre adım atmaya devam edeceğiz.  Bu süreçte asıl önemli olan Kıbrıs Türklerinin kendi içindeki beraberliği ve dayanışmayı güçlü tutmasıdır.  Kıbrıslı Türklerinin Rumların hiçbir oyununa gelmeyeceğine inanıyorum. Kıbrıs Rum Kesimi, ancak samimi ve gerçekçi bir uzlaşma zeminine gelirse adada herkesin beklediği çözüm yolu açılır. Doğu Akdeniz'de ne Türkiye'yi ne de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yok sayan hiçbir proje hayata geçirilemez. Şayet yaşananlardan hala ders almayanlar varsa onlara da gereken cevapları vermekten çekinmeyeceğimizin bilinmesini isterim.
Başbakan Ersin Tatar da ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, Kıbrıs Türkünün ekonomik alanda itici güç olan özellikle turizm ve eğitim alanlarında daha da çaba harcayarak ülkenin refahını artırmaya çalışacaklarını, Türkiye’den gelen içme ve kullanma suyu olan can suyunun da özellikle tarımsal faaliyetlerin artması için önemli olduğunu söyledi. Türkiye’nin KKTC’nin haklarını savunmak için ortaya koyduğu çalışmaların kendilerine güç verdiğini kaydeden Tatar, Kıbrıs Türkü ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve çıkarlarının korunması için Türkiye’nin yürüttüğü hidrokarbon arama çalışmalarının kendilerine güven verdiğini söyledi. Konuşmasında Kıbrıs konusuna da değinen Başbakan Ersin Tatar, “Hükümetimiz federal temelde yapılacak bir görüşmenin artık umut vermediği inancındadır. Görüşme başlayacaksa bir zemin olması ve Cranst Montana’da bırakılan noktadan başlamasının anlamlı olmayacağı düşüncesindedir. Başlayacak bir görüşme sonuç odaklı olmalıdır” dedi. Kıbrıslı Türklerin her zaman barıştan ve bir anlaşmadan yana olduğunu anımsatan Başbakan, ancak Kıbrıs Türkünün Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçmenin asla mümkün olmayacağını vurguladı. Ersin Tatar, “Kıbrıslı Türkler Türkiye’nin tek taraflı müdahale hakkında ısrarcı olacaktır. Biz Türkiye’ye her zaman güvendik ve güvenmeye devam edeceğiz. Gelinen aşamada Doğu Akdeniz’de daha da güçlenerek Türkiye ile birlikte bölgede daha güvenli hale gelmek istiyoruz. Kendi halkımızı güçlendirmek refah bir yaşam sunmak için gece gündüz çalışmak zorundayız. Turizmin, tarımın, eğitim sektörlerini daha da verimli hale getirebilmek en büyük amacımızdır”dedi. Başbakan Ersin Tatar, sözlerini “ Bugün Ankara’dan çok mutlu ayrılıyoruz. Bir kez daha sizlere şükran ve minnetlerimizi sunuyoruz” diyerek tamamladı. (NTV-BRT)